GENETİK DANIŞMA NEDİR?

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”Genetik Danışma Nedir?” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:600;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Genetik hastalığı olan bireylerin veya genetik testinde taşıyıcılık çıkan bireylerin hastalıklarıyla ve taşıdığı risklerle ilgili bilgilendirilmesine ‘genetik danışma’ denir. Bütün genlerin fonksiyonları bilindiği için gen haritası yapılsa bile hangi değişimin neye yarayacağı ya da yol açacağı bilinmediği için istenmeyen tablolar oluşabilir.

Genetik testler yalnızca hastalıklar için kullanılmaya niyet edilse ister istemez herkes tarafından kullanılacaktır. Bununla birlikte mükemmel ırk da yaratılmaya çalışılacaktır. Temennimiz genetikte yeni teknolojilerle birlikte etik kurallara uyulmasıdır.

Genetik test ne zaman yapılmalıdır?

Genetik test gerektiğinde yapılmalı, doğru yorumlanmalı, hastaya doğru şekilde aktarılmalıdır. Yalnızca genetik test yapayım, yaptırayım isteğiyle genetik testten fayda görülmeyeceğini biliyoruz. Genetik testi özellikle aile hikayesi olduğu durumlarda -ailede herhangi bir hastalık varsa- herhangi belirgin bir özellik yaşamı zorlaştırdığı için çözüm arandığında yaptırılmalıdır. Daha sağlıklı nasıl yaşayabilirim demek için genetik test yaptırmamalıdır. Genetik testlerin istemi ve yorumlanması bir doktor tarafından olmalı, herkese her genetik test uygulanmamalıdır. Çünkü test sonuçları bazen kişi de gereksiz stres kaynağı oluşturabilir.

PGT NASIL YAPILIR?

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”PGT NASIL YAPILIR?” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:600;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

PGT için laboratuarımıza başvuran çiftlere endikasyonlarına göre kişiye özel PGT öncesi genetik analiz yapılmaktadır. Tek gen hastalığı sebebiyle gelen çiftlerde, ailedeki hastalığa sebep olan mutasyon belli ise mutasyonları doğrulanır değilse anne ve babadaki mutasyonlar tespit edilir. PGT sırasında mutasyon doğrulama ve kontaminasyon kontrolü için kullanılacak olan hastalıkla bağlantılı polimorfik markerlar belirlenir. HLA uyumlu embriyo seçimi için anne, baba ve hasta çocuk analiz edilerek kullanılacak markerlar seçilir.

Tekrarlayan gebelik kayıpları, tüp bebek başarısızlıkları veya anöploidili gebelik öyküsüyle gelen çiftlerde öncelikle karyotip analizi yapılarak, translokasyon, inversiyon gibi yapısal kromozom bozukluğu taşıyıcılıkları tespit edilir. Translokasyon için kırılma noktalarına bağlı olarak uygun markerlar seçilir.

PGT öncesi genetik analizi tamamlanan çiftler tüp bebek tedavisine başlayabilirler. Anne ve babadan alınan yumurta ve spermlerle oluşturulan embriyolar 3. günlerinde 6-8 blastomerli duruma gelirler. Blastomerlerden 1 veya 2 tanesi alınarak, genetik analiz işleminin yapılacağı tüplere aktarılır. Tüpler en kısa sürede alınarak, PGT işlemi başlatılır. 24-36 saat içinde embriyo genetik analiz sonuçları verilir.

Laboratuarımızdaki PGT uygulamalarında, iki aşamalı polimeraz zincir reaksiyonu sonrasında dizi analizi veya mini-dizi analizi yöntemleriyle doğrudan mutasyon analizi, polimorfik markerlar olan STR’ larla bağlantı analiziyle mutasyon doğrulama, HLA uyumluluğu tespiti, 13, 18, 21 ve XY kromozomları için anöploidi taraması, dengeli ve dengesiz translokasyon analizi, ADO (Allelic Drop Out) ve kontaminasyon tespiti yapılmaktadır. FISH tekniğinin dezavantajları sebebiyle polimeraz zincir reaksiyonu tekniği uygulanmaktadır.

Tekrarlayan gebelik kayıpları ve tüp bebek başarısızlıkları durumlarında embriyonun tutunma ihtimalini arttırmak için genetik açıdan en kaliteli embriyoyu seçmek amacıyla bütün kromozomlar için anöploidi taraması gerekebilmektedir. Laboratuarımızda mikroarray teknolojisi kullanılarak 24 kromozom (22 otozom + XY), sayısal olarak analiz edilebilmektedir. Alınan blastomer veya trofektoderm örneklerine, önce tüm genom çoğaltma işlemi uygulanır, çoğaltılan embriyo genomu mikroarray yöntemi için kullanılır.

ÇOCUK NÖROLOJİSİNDE GENETİK

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”ÇOCUK NÖROLOJİSİNDE GENETİK” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Klinik ve dismorfik değerlendirme yapılarak hastanın fiziksel ve nörolojik değerlendirmesiyle birlikte klinik bulgular ışığında aşağıdaki testler laboratuarımızda uygulanabilmektedir:

 

  • Spinal müsküler atrofiler (SMA)
  • Myotonik distrofiler
  • Kalıtımsal ataksiler
  • Kalıtımsal polinöropatiler-Myopatiler
  • Mitokondrial hastalıklar
  • Kalıtımsal spastik paraplejiler
  • Spinal kord ve ön boynuz hücre hastalıkları
  • Müsküler distrofiler

ERKEN TANI VE KORUNMA YOLLARI

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”ERKEN TANI VE KORUNMA YOLLARI” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Dünyanın değişmesiyle birlikte çevremizdeki kanserojen maddelerin miktarı gittikçe artmıştır. Türkiye’de de gün geçtikçe kanser teşhislerinin sayısının yükseldiği gözlemlenmektedir. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte, kanser; genetik merkezlerde erken teşhis edildiğinde önlem alınabilir ve tedavi edilebilir bir hastalık haline gelmiştir. Ülkemizde genetik merkezlerin bu konuda yapmış oldukları başarılı çalışmalar sayesinde kanser artık insanların karşısında yenildiği bir hastalık olmaktan da çıkmıştır.

Erken Tanı

Kanser tedavisi bir süreçtir. Bu süreçte ise genetik merkezde yapılacak erken tanı kanser riski taşıyan kişinin ileriki zamanlardaki yaşam kalitesini ve kanser başlangıcındaki tedavinin başarısını arttırmaktadır. Tanı aşamasından süreçte çözüme kadar geçmesi gereken her bir aşamada doğru ve planlı adımlar atılması ile kanserden korunulabilir ya da tedavi edilebilir. Soy ağacında kanser riski bulunan kişilerin uzman araştırma merkezlerine gitmesi ve burada alacağı ayrıntılı bilgiler ışığında hareket etmesi gerekmektedir.

Kanser Tedavisi ve Erken Tanı ile ilgili nasıl bilgi alabilirim?

Laboratuvarımızda, ileri seviye gen araştırma yöntemleri bulunmaktadır.  Merak ettiğiniz tüm bilgiler için bize info@nesiller.com adresinden ulaşabilir tüm testler hakkında uzmanlarımızdan bilgi alabilirsiniz.

[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]

KİMLER PGT’DEN FAYDA SAĞLAYABİLİR?

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”KİMLER PGT’DEN FAYDA SAĞLAYABİLİR ?” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Ailelerinde X Kromozomuna bağlı genetik bir hastalık olan çiftler: Anne taşıyıcı olduğu durumda, bir tane normal, bir tane de hastalıklı X kromozomuna sahiptir. Kız çocukları anneden bir X kromozomu, babadan bir X kromozomu alırlar ve %50 olasılıkla normal,%50 olasılıkla anneleri gibi taşıyıcı olurlar. Erkek çocuklar ise sadece bir X kromozomu anneden, buna karşılık bir Y kromozomu babadan alırlar, bu sebeple hasta olma olasılıkları %50’dir. Babanın hasta olma durumunda, erkek çocuklar sağlıklı, kız çocukların tamamı taşıyıcı olacaktır. Çok sayıda kas hastalığı , Hemofili ve Fragil X gibi bir çok hastalık X kromozomuna bağlı olarak kalıtılır.

Otozomal Çekinik bir hastalık taşıyan çiftler: Anne ve babanın otozomal çekinik bir hastalık taşıyıcısı oldukları durumda, doğacak çocukların hasta olma olasılığı %25’tir. Akraba evlilikleri, aynı hastalıklı genlerin bir araya gelerek, bu hastalıkların ortaya çıkma sıklığını arttırır. Ülkemizde yaygın olarak rastlanan beta talasemi, kistik fibröz ayrıca spinal müsküler atrofi, fankoni anemisi, Tay-Sachs hastalığı gibi yüzlerce hastalık otozomal çekinik hastalıklardır.

Otozomal Baskın bir hastalık taşıyan çiftler: Anne veya babanın Huntington, polikistik böbrek hastalığı gibi otozomal baskın bir hastalığı olma durumunda doğacak çocukların hasta olma olasılığı %50’dir.

Yapısal Kromozom bozuklukları taşıyıcısı olan çiftler: Anne veya babadaki translokasyon, inversiyon ve delesyon gibi kromozom bozuklukları, tekrarlayan gebelik kayıplarına, tüp bebek uygulamalarında tutunma başarısızlıklarına, çocuklarında zihinsel ve fiziksel problemlere sebep olabilir.

HLA Uyumlu Kardeş: Kök hücre ve kemik iliği nakli gerektiren talasemi, lösemi gibi hastalıklar için HLA uyumlu verici gereklidir. PGT yöntemiyle, hasta çocuğa HLA uyumlu kardeş için embriyo seçimi yapılabilir.

İleri yaştaki anneler: Anne adayının yaşı arttıkça, anormal kromozom sayılı (anöploidili) çocuk sahibi olma riski artmaktadır. İleri yaşlarda, yumurta oluşumu sırasında hücre bölünmesi doğru şekilde gerçekleşemediğinden, oluşan embriyolarda fazla veya eksik kromozom bulunabilmektedir. En sık görülen anöploidi, Down Sendromuna sebep olan Trizomi 21’dir. 35 yaşında doğum yapan bir kadının Down Sendromlu bir çocuğu olma riski 1/350 iken 40 yaşında bu risk 1/200’e yükselmektedir.

Anöploidi (Down Sendromu, Edward’s sendromu, Patau Sendromu) Hikayesi Olan Aileler: Ailesinde bu tip sendromlar olan, bir önceki hamileliğinde veya çocuğunda anöploidi bulunan çiftlerin çocuklarında anöploidi olma riski daha fazladır.

Tekrarlayan gebelik kayıpları ve tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşayan çiftler: Gebelik kayıpları yaşayan çiftlerde, tahliye örneklerinde %50-80 oranında anöploidi bulunmuştur. Embriyo analizleri sonucunda anöploidili embriyo oranları bu çiftlerde diğer PGT uygulaması yapılan gruplara göre daha fazladır.

Kısırlık sorunu olan erkekler: Kısırlık görülen erkeklerin sperlerimde kromozomal bozukluk görülme oranları artmaktadır. Tüp bebek uygulamasında kullanılan bu spermler, kromozomal bozukluğun embriyoya da aktarılmasına sebep olarak, tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarına ve çocukta anöploidiye sebep olabilir.

[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]

KANSER VE GENETİK

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”ÇOCUK NÖROLOJİSİNDE GENETİK” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Çağımızın ürkütücü ölümcül hastalığı kanserin kolon, meme, yumurtalık, akciğer, beyin tümörleri gibi bazı kalıtsal olan türlerini genetik test ile tespit etmek mümkün. Var olan mutasyonla taşınan genetik değişikliğine göre kişi yaşam şeklini değiştirirse, kansere yakalanmadan uzun yıllar sağlıklı yaşama şansına sahip olabilir.

Kanser genlerdeki bozulmalar sonucunda oluşan genetik bir hastalıktır. Tüm kanserler türleri kalıtsal değildir. Kolon, meme, yumurtalık, akciğer, beyin tümörleri gibi bazı türlerinin kalıtsal olup olmadığı günümüzde araştırılmaktadır.

Kanser Genetik Testle Tespit Edilebilir mi?

Kanserin kişi için kalıtsal olup olmadığını araştırırken uygulanacak tek bilimsel yöntem; genetik testlerdir. Öncelikle kişinin aile öyküsü ayrıntılı olarak alınır, hangi kanser, hangi patoloji tipi olduğu öğrenilir. Bu bilgiler ışığında uygulanacak genetik test türüne karar verilir.

Yaşam Süresini Uzatmak Mümkün mü?

Kanser testleri için tükürük, kan veya dokudan herhangi bir materyal ile çalışılıp sonuç alınması mümkündür. Çünkü kanser DNA üzerinden çalışılacak testlerle araştırılacağından genetik testlerde kullanılacak materyal fark etmez. Akciğer kanserine karşı herhangi bir genetik yatkınlık varsa veya akciğer kanseriyle ilgili ailesel genetik mutasyon taşıyorsa buradaki tabloda görünen şudur ki; kişi mutlaka sigaradan diğer insanlara kıyasla çok daha fazla zarar görecektir. Bunun için sigara içmemesi gerekir. Ailede bağırsak kanseriyle ilgili bir mutasyon var ise beslenirken posalı yiyecekleri tercih etmesi, daha az kırmızı et tüketmesi gerektiği yönünde bilgiler verilecektir. Özetle kişi genetik test sonucuna göre yaşam ve beslenme şeklinde yapması gereken değişiklikler hakkında uyarılacak, alması gereken önlemler hakkında bilgilendirilecektir. Kişi eğer var olan mutasyonla taşınan genetik değişikliğe göre yaşam şekli değiştirirse, hastalığa yakalanmadan uzun yıllar sağlıklı yaşama şansını yakalayabilir.

Genetik mutasyon taşınıyorsa bazı durumlarda modifiye eden genlerin yanında hastalığa yakalanmadan yaşam sürdürülebilir. Ancak bazen bazı genlerin etkisi o kadar kuvvetlidir ki kişide modifiye edici genler çalışsa bile yine de etki değiştirilemez. Özetle; mutasyon varsa eninde sonunda hastalık kaçınılmaz olur ama yaşanacağı zaman geciktirilebilir veya gelen hastalığın şiddetini azaltılabilir.

Unutmaması gereken önemli nokta; genetik testlerin bireysel değil nesilleri ilgilendiren testler olduğu için kendimize ait testleri de mutlaka bizden sonraki nesillerle paylaşmak zorunda olduğumuzdur. Bir risk varsa bunu akraba ve çocukların da aynı şekilde taşıyacağını bilmeliyiz.

[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]

PRENATAL TANI

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”PRENATAL TANI” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:600;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Prenatal (doğumöncesi) tanı, gebeliğin erken dönemlerinde fetusta kalıtsal geçiş gösteren hastalıkların belirlenmesi ve bulunduğunda yasal düzenlemelere göre gebeliğin sonlandırılması işlemidir. Aslında, hastalıklı çocuk sahibi olma riski yüksek olan çiftleri bilgilendirerek endişelerini azaltmak ya da bir önceki çocuğunda genetik hastalık bulunması gibi bir nedenden dolayı tekrar çocuk sahibi olmaya cesaret edemeyen çiftlere sağlıklı yeni bir gebeliğe başlama imkanı tanımak, prenatal tanının asıl hedefleridir. Prenatal tanı yöntemleri aracılığı ile fetusun kromozom yapısı ve gen yapısı incelenebilir.

I. Prenatal Tanı Endikasyonları

  • İleri anne yaşı (35 ve üstü)
  • Ailede önceden kromozom anomalili ve/veya doğumsal anomalili bir çocuğun varlığı
  • Ebeveynlerden birinde yapısal kromozom anomalisinin (resiprokal/Robertsonyan translokasyon) varlığı
  • Aile öyküsünde biyokimya veya DNA analizi ile tanı konulabilen genetik hastalık varlığı
  • Daha önceki gebeliğin ölü doğumla sonuçlanması ve/veya sebebi belirlenemeyen tekrarlayan düşük öyküsü
  • Annede anksiyete (kaygı)
  • Anormal ultrason bulgusu ve/veya ikili-üçlü test sonuçları

 

II. Prenatal Tanı Yöntemleri

Prenatal tanı testleri iki gruba ayrılır:
1. Noninvazif (herhangi bir risk taşımayan) prenatal tanı yöntemleri

  • Anne kanında biyokimyasal değerlendirme
  • Alfa fetoprotein (AFP)
  • Alfa fetoprotein, bağlı olmayan östriol ve insan koryonik gonodotropini (üçlü test)
  • Bebeğin görüntülenmesi
  • Ultrasonografi

 

2. İnvazif (belirli oranda riski olan) prenatal tanı yöntemleri

  • Koryon Villus Biyopsisi (CVS) (11.-14. gebelik haftalarında)
  • Amniosentez (14.-17. gebelik haftalarında)
  • Kordosentez (19.-21. gebelik haftalarında)
  • Kardiosentez

 

III. Nesiller Genetik Tanı Laboratuarı’nda Yapılan Prenatal Tanı Testleri

  • Uzun süreli hücre kültürü ve kromozom analizi
  • QF-PCR yöntemi ile kısa süreli Anöploidi taraması (13, 18, 21, X ve Y kromozomları için)
  • İnterfaz FISH yöntemi (Fluoresan in situ hibridizasyon) ile kısa süreli Anöploidi taraması (13, 18, 21, X ve Y kromozomları için)
  • FISH yöntemi ile Mikrodelesyon sendromları tanısı
  • Wolf-Hirschhorn Sendromu
  • Crı-du-Chat Sendromu
  • Williams Sendromu
  • Miller-Dieker/Lizensefali Sendromu
  • Smith-Magenis Sendromu
  • Di George Sendromu
  • Kallmann Sendromu
  • Amniosentez sıvısından hücre kültürü ve kromozom analizi
  • CVS’den hücre kültürü ve kromozom analizi
  • Fetal kandan kromozom analizi
  • Mikrodelesyon sendromların FISH ile analizi
  • Tek gen hastalıklarının moelküler yöntemlerle aranması
[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]

KANSER TEDAVİSİ VE KORUNMA YOLLARI

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”KANSER TEDAVİSİ VE YOLLARI” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Kanserden korunma yolları konusunda çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Genetik hastalıklara yatkın bir soyağacına sahipseniz özellikle önceden bilgilenme hayat kurtarabilir. Burada öncelikli olarak yapılması gereken, doğru genetik araştırma merkezleri ile iletişime geçmektir. Sonrasında genetik merkezinde yer alan ekip tarafından yapılacak olan tanılar ve DNA testi ile sizin kansere yatkınlığınızı belirlemesi gerekmektedir.

 DNA testi sonrasında ne yapmak gerekir?

Tanının yapılmasının ardından ise belirlenecek korunma yolları ve tedaviye başlanabilecektir. Ciddi evrelere gelmiş olan kanserde etkili bir şekilde tedaviye başlanması gelmektedir. Gerekli olan her türlü tedavi aşamasına dikkat edilmelidir. Bununla birlikte ailesinde kanser olan kişiler, genetik hastalıklar konusunda gerekli olan tanı yöntemlerinden yararlanmalıdır. Kimi zaman tedavi çok kısa bir süre içerisinde olumlu sonuçlanabilirken kimi zaman belirli bir sürenin geçmesi gerekebilmektedir. Dolayısıyla bu aşamada kişilerin kesinlikle kendini bırakmaması ve tedavinin istenilen şekilde gerekleştirilmesi adına doktorları tarafından onlara verilen her türlü detaya çok büyük bir özen göstermesi gerekmektedir. Bu noktada kişinin bilmesi kanserin çözülebilir bir süreç olduğudur ve genetik araştırma merkezleriyle birlikte sürecin yönetilebileceğidir.

 Kanser Tedavisi ve Korunma Yollarıyla ilgili nasıl bilgi alabilirim?

Laboratuvarımızda, ileri seviye gen araştırma yöntemleri bulunmaktadır.  Merak ettiğiniz tüm bilgiler için bize info@nesiller.com adresinden ulaşabilir tüm testler hakkında uzmanlarımızdan bilgi alabilirsiniz.

[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]

DNA TESTİ İLE YAŞAM KALİTENİZİ İYİLEŞTİREBİLİRSİNİZ

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”DNA TESTİ İLE YAŞAM KALİTENİZİ İYİLEŞTİREBİLİRSİNİZ” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Nesiller Genetik ile yapılan DNA testleri yaşam kalitenizi yükseltmesi açısından yapılan Türkiye’deki en kapsamlı çalışmalardandır. Hazırlanan sonuçlar, DNA profiliniz incelendikten sonra size özel olarak raporlanmaktadır.

 DNA Testi Ne sağlar ve Nasıl Yapılır?

Talep edilen detaylara göre Nesiller Genetik çeşitli DNA testleri sunmaktadır. Genetik hastalıklara yatkınlığınızın yanında onkolojik olarak incelenmeniz, beslenme programınızın genetik uygunluğu, sporda gelişim için genetik profiliniz ve cildiniz için kullandığınız kremlerin genlerinize yatkınlığı incelenmektedir. DNA testleri genetik hastalıklar hakkında bilgilenme, kanserden korunma yollarının belirlenmesi, ideal beslenme programınızın hazırlanması, hızlı bir kas gelişimi için doğru yöntemlerin seçilmesi ve teninizde en etkili sonucu sağlayacak içeriğe sahip kremlerin kullanılması için size etkili bir bilinçlenme sağlar.

DNA sizin eşsiz bir parçanız olduğundan ulaşacağınız bilgiler size yaşam kalitenizi iyileştirmek için bilimsel bir bilgi sağlayacaktır. Seçtiğiniz testler hem sağlığınız ve tıbbi gelişim açısından hem de fitness, beslenme ve cilt güzelliği açısından size eşsiz bilgiler sağlayacaktır.

DNA testlerinin yapılması için bizimle iletişime geçmeniz yeterlidir.

 Hangi testleri yaptırmam gerekir?

Laboratuvarımızda, ileri seviye gen araştırma yöntemleri bulunmaktadır.  Merak ettiğiniz tüm bilgiler için bize info@nesiller.com adresinden ulaşabilir genlerle ilgili tüm testler hakkında uzmanlarımızdan bilgi alabilirsiniz.

[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]

GEBELİKTE KULLANILAN İLAÇLARA DİKKAT

[kswr_heading head_title_color=”{“type“:“color“,“color1“:“#5f2e89“,“color2“:“#333“,“direction“:“to left“}” head_subtitle_color=”#333333″ head_title=”GEBELİKTE KULLANILAN İLAÇLARA DİKKAT” head_title_fsize=”font-size:22px;” head_title_fstyle=”font-family:Ubuntu;font-weight:500;” head_subtitle_fsize=”font-size:14px;” head_subtitle_fstyle=”font-family:Inherit;font-weight:inherit;” head_title_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;” head_subtitle_margins=”margin-top:0px;margin-bottom:0px;”][/kswr_heading]

Hamilelik süresince anne adaylarının hekimlerin önerdiği ilaçları kullanması gerektiğini belirten uzmanlar, bunun haricinde kullanılacak ilaçların felakete yol açabileceği uyarısında bulunuyor.

Genetik ve Farmakoloji Uzmanı Dr. Gülay Özgön, “Hekim önerisi olmadan eczaneden alınan kabızlık giderici, uyku yapıcı ilaçlar, sakinleştiriciler, ağrı kesiciler ve Aspirin kullanılmamalıdır. En doğrusu çok mecbur kalmadıkça ilaç alınmamasıdır” dedi.

Uzman Dr Gülay Özgön, klinik farmakolojideki gelişmelerin,hamilelik süresince ilaç kullanılmasının felaketlere ve öngörülemez sonuçlara yol açabileceği korkusunu doğurduğunu ifade ederek, “Bu korku doğal olarak gebelik süresince deneysel çalışmaları da kısıtlamış ve günümüzde elde edilen bilgilerin yalnızca yaşanan deneyimlerle sınırlı kalmasına sebep olmuştur.

Örneğin; Hipertansiyon, epilepsi, Astım ve bakteriyel enfeksiyon gibi ilaç tedavisinin zorunlu olduğu durumlarda hangi ilacın hangi dozda uygulanması gerektiği farklı yorumlanmıştır. Yapılan incelemeler ve araştırmalar göstermiştir ki; hamilelerdeki ilaç kullanımı sıralamasında birinciliği antibiyotikler alır. Sonraki sıraları; analjezikler, sakinleştiriciler ile bulantı ve kusmayı engelleyen ilaçlar almaktadır.

Hamilelikte ilaç kullanma risklerinden bahsederken, gebeliğin hangi dönemde olduğunu da göz önünde bulundurmak gerekir. Çünkü gebelik dönemlerine göre ilaç etkilenmeleri de farklı olmaktadır. Örneğin gebeliğinilk 3 ayı -bebeğin organlarının oluştuğu dönemde- anomalilerin oldukça ağır ortaya çıktığı bir dönemken, sonraki dönemlerde alınan ilaçların etkileri o kadar ağır olmayıp daha çok büyüme ve gelişmeyi olumsuz olarak etkilemektedir” şeklinde konuştu.

   BEBEKTE ANOMALİYE YOL AÇAN SEBEPLER

Gelişmiş ülkelerde bile tüm doğumların yüzde 2’sinde anomali görüldüğünü belirten Dr. Özgön, “Genetik nedenler, bebeğin rahim içinde geçirdiği enfeksiyonlar, anne adayının şeker, epilepsi gibi kronik hastalıkları ile anne adayınınAlkol, diğer Madde bağımlılığı ya da radyasyona maruz kalması gibi nedenlerin yanında bazı ilaç kullanımları da sakat bebek doğumuna sebep olabilmektedir.

Ailede daha önce sakat bebek doğumu ya da tekrarlayan düşükler de riski artıran faktörlerdir. Bu ailelerin de gebelik
süresince daha dikkatli izlenmeleri gerekmektedir. Annenin aldığı ilaç, bebeğin beslenme aracı olan göbek bağından (plasentadan) geçer.

Annenin aldığı ilaç ya da besinler plasentadan geçerek, etkilerini gösterecekleri bebeğin dokularında olumsuz etkilerini gösterirler. Yapılan çalışmalar ile her ilacın eşit şekilde plasentayı geçmediği gösterilmiştir.

Bunun nedenleri arasında; ilacın yağda çözünürlüğü, annenin ilacı kandaki proteinlere bağlama kapasitesi ve anne ile plasentanın ilacı metabolize etme hızı olarak belirlenmiştir. Sonuçta ilaçların plasenta bariyeri geçme yüzdeleri ne kadar bilinmiyor olsa bile, toplumdaki bireysel farklılıktan ötürü hiçbir zaman bebeğe geçen ilaç miktarı net olarak bilinmemektedir” diye konuştu.

[kswr_spacer spc_desk_height=”30″ spc_tablet_height=”20″ spc_tablet_sm_height=”10″ spc_phone_height=”10″ spc_phone_sm_height=”10″]